Ongormek deyim mi ?

Adalet

New member
"Ongörmek" Deyimi: Toplumsal Cinsiyet, Irk ve Sınıf Bağlamında Derinlemesine Bir Analiz

Hepimiz, bazen bir durumu anlamak için dışarıdan bakmamız gerektiğini duymuşuzdur. Bir olay ya da kişi hakkında "ongörmek" deyimi kullanıldığında, genellikle o anın farkına varmak, bir şeyi görmekten fazlasını yapmak, anlamak anlamına gelir. Fakat bu deyimi anlamlandırırken, toplumsal cinsiyet, ırk ve sınıf gibi sosyal faktörlerin bu algıyı nasıl şekillendirdiğine de göz atmamız gerekebilir. Sosyal yapılar, eşitsizlikler ve toplumsal normlar, deyimlerin anlamlarının şekillendiği, algıların ve bakış açılarının biçimlendiği önemli alanlar olarak karşımıza çıkar.

"Ongörmek" Deyiminin Toplumsal Anlamı

Türkçede sıkça karşılaştığımız "ongörmek" deyimi, bir şeyi fark etmek ya da anlamakla ilişkilidir. Ancak bu deyimin kökenine baktığımızda, sadece gözle görmekten öte, bir durumu, olayları ya da kişileri daha derinlemesine anlamak anlamına gelir. Sosyal bilimlerde, bir olayı ya da durumu "ongörmek" dediğimizde, bu sadece yüzeysel gözlemlerle kalmayıp, bu durumu bağlamından, toplumsal yapısal faktörlerinden ayırmadan ele almak gerektiği anlamına gelir. Ancak "ongörmek" deyiminin farklı toplumsal cinsiyet, ırk ve sınıf perspektiflerinden nasıl algılandığı, çok daha derin bir analiz gerektirir.

Kadınların Toplumsal Yapılara Duyarlı Bakış Açısı

Kadınların, sosyal yapılar ve eşitsizliklerle ilgili duyarlılıkları, onların "ongörme" deneyimlerini farklı bir biçimde şekillendirebilir. Genelde, toplumsal normlar kadınları belirli rollere sokarken, bu rollerin sınırları da oldukça katıdır. Kadınların, eşitsiz ve baskıcı toplumlarda toplumsal normlara karşı duydukları farkındalık, onların olaylara daha eleştirel ve empatik bir gözle bakmalarını sağlar. Özellikle cinsiyet eşitsizliği, şiddet, ayrımcılık gibi konularda kadınlar, "ongörmek" deyimini sadece çevrelerinden ya da toplumdan gelen baskıları fark etmek olarak değil, bu baskılara karşı bir farkındalık geliştirmek olarak da anlamlandırabilirler.

Örneğin, kadınların iş gücündeki yerinin hala erkeklere kıyasla düşük olması, onların her gün "ongörme" deneyimlerini derinden etkiler. Kadınlar, toplumda kendilerine biçilen yerin sadece erkeklerin bakış açılarıyla değil, kendi deneyimleriyle şekillendiğini anlarlar. Bu da onları, daha empatik, duyarlı ve eleştirel bir bakış açısına itebilir. Kadınların, özellikle iş hayatında ve aile içinde “ongörmek” deyimini, sadece eşitsizlikleri değil, aynı zamanda bu eşitsizlikleri ortadan kaldırma arzusunu da ifade ettiğini söylemek mümkündür.

Erkeklerin Toplumsal Yapılara Yönelik Çözüm Odaklı Yaklaşımları

Erkeklerin "ongörmek" deneyimi genellikle daha stratejik ve çözüm odaklı olabilir. Toplumsal cinsiyet normları, erkeklerin de sosyal yapıları daha çok "kontrol etme" ve "güç elde etme" biçiminde görmelerine neden olabilir. Bu bakış açısı, çoğu zaman çözüm arayışlarını ön plana çıkarır. Erkekler, toplumsal eşitsizlikleri ya da zorlukları fark ettiklerinde genellikle bunlara çözüm getirmeyi amaçlarlar. Ancak burada önemli olan nokta, erkeklerin toplumsal yapıları anlamaya çalışırken kendi toplumsal rollerinden ne kadar etkilenebildikleridir.

Örneğin, erkeklerin iş gücündeki daha fazla temsil oranı, onlara daha fazla fırsat sunarken, bazen bu fırsatları fark etmeyebilmelerine de neden olabilir. Erkekler, bu fırsatların farkına vardıklarında çözüm odaklı bir yaklaşım benimseyerek, toplumsal değişim için daha yapısal adımlar atmayı hedefleyebilirler. Ancak bu süreç, bazen erkeklerin kendi sosyal yapılarını anlamalarına engel olabilir. Erkeklerin "ongörmek" deyimini çözüm getirme arzusuyla anlamlandırmaları, bazen duygusal ya da yapısal engellerin farkında olmamalarına neden olabilir.

Irk, Sınıf ve "Ongörmek" Deyimi: Toplumsal Farklılıkların Rolü

"Irk" ve "sınıf" gibi faktörler de, "ongörmek" deyiminin anlamını önemli ölçüde şekillendirir. Örneğin, ırkçılık ve sınıf ayrımcılığı gibi sistematik eşitsizlikler, bir kişinin yaşadığı sosyal çevreyi ve bu çevredeki baskıları nasıl algıladığını doğrudan etkiler. ırk ve sınıf ayrımcılığı yaşayan bireyler, günlük yaşamlarında sürekli olarak toplumsal yapıları ve bu yapıların yarattığı engelleri fark ederler. Bu noktada, "ongörmek" deyimi, sadece bir farkındalık değil, aynı zamanda bir mücadelenin sembolü haline gelir.

Beyaz olmayan topluluklar ya da düşük gelirli sınıflardan gelen bireyler, genellikle toplumsal normlar ve sistemlerin dışında bırakılırlar. "Ongörmek" deyimi burada, çoğu zaman bir toplumsal yapının ve eşitsizliğin farkında olmakla kalmayıp, bu duruma karşı koyma güdüsüyle de ilişkilendirilir. Bu perspektiften bakıldığında, ırk ve sınıf temelli eşitsizliklere karşı duyulan farkındalık, toplumsal bir direnişe dönüşebilir.

Toplumsal Yapılara Karşı Duyarlı Bir Perspektif: Düşünmeye Sevk Eden Sorular

Öyleyse, "ongörmek" deyimini ele alırken sormamız gereken sorular şunlar olabilir:

- Sosyal yapıların, eşitsizliklerin ve toplumsal normların bizleri nasıl şekillendirdiği konusunda ne kadar farkındayız?

- Toplumsal cinsiyet, ırk ve sınıf gibi faktörler, bizim "ongörme" deneyimimizi nasıl etkiler?

- Kadınlar, erkekler, ırk ve sınıf temelli farklı gruplar, "ongörmek" deyimini nasıl farklı biçimlerde anlamlandırıyorlar?

Bu sorular, hem bireysel farkındalığı artırmak hem de toplumsal yapıları daha derinlemesine sorgulamak adına önemli bir başlangıç olabilir.

Sonuç

Sonuç olarak, "ongörmek" deyimi sadece bir gözlem değil, toplumsal yapıları, eşitsizlikleri ve normları anlamak için bir araçtır. Kadınlar, erkekler, ırk ve sınıf gibi faktörler, bu deneyimi şekillendiren önemli unsurlardır. Toplumsal eşitsizliklere karşı duyarlılığı artırmak ve bu yapıları sorgulamak, daha adil ve eşitlikçi bir toplum kurma yolunda atılacak adımlardır.

Sizce "ongörmek" deyimi, sadece farkındalık yaratmakla kalmalı mı yoksa bu farkındalık toplumsal değişim için bir araca dönüşmeli mi?